15 Aralık 2011 Perşembe

İstanbul Gezileri 4 "Zülfaris Sinagogu ve civarı"

Şimdi bir süreliğine Voyvoda ya da halk arasında bilinen adıyla Bankalar Caddesi'nden ayrılarak, aşağıya Tünel binasına doğru iniyoruz. Tünelin önünden Kemeraltı istikametine doğru yürürken solda Selanik Pasajı'nın hemen arkasına düşen Perçemli sokağa sapıyoruz. Bu çıkmaz bir sokaktır. Aslında civarı bilen için gizli çıkışları olan bir sokak. Bu çıkışların sokağın sonunda bulunan Zülfaris Sinagogu'nun hemen karşısındaki Cemaat Han'ın altında olduğu söylenir. Oraya, eğer bir şehir efsanesi değilse, gizli dehlizlerin, geçitlerin hanı denir. Fotografilerde görüyorsunuz, onarım için bekliyor. Bina  yahudi cemaatine aittir. Yakın zamana kadar yahudi cemaatinin hizmet binalarından birisiydi.

Biz şimdi hemen karşısındaki  Zulfaris Sinagogu ile ilgileneceğiz. Gül kurusu renkli, bodrumlarını saymazsak, iki katlı bir bina. Bizim camii mimarisinde "fevkâni" tabir edilen yüksek girişli, yani ilk giriş katına merdivenlerle çıkılabilen bir tapınak. Bu bina muhtemelen 19 yy'ın ikinci yarısında eskisinin yerine inşa edilmiş olmalıdır. Eski sinagogun 1671'de aynı yerde bulunduğu kayıtlarda var. Sinagogun adı sokağın adından geliyor. Bu sokağın Osmanlı zamanındaki adı, Zülf-ü Arus. Yani, "gelin perçemi" . Neden bu ad verilmiş bilinmiyor. Belki eski Sinagog'ta yapılmış bir evlilik düğünüyle alakalı olabilir. Halk, bu adı telaffuz edemediği için kısaca, "zulfaris" demiş. Sinagog da bu adla anılır olmuş.İbranice bir resmi adı var tabii. Bu mevcut bina o zamanın en önde gelen ve belki de en zengin yahudi ailesi olan, İstanbul'a Venedik'ten 17 yy'da göç etmiş Camondo ailesinin büyük maddi katkılarıyla 19 yy sonlarında iyi bir onarım görmüş.

Bu Kamondo ailesinden biraz söz edelim. Önemli bir aile. Avrupa'nın sayılı büyük banker ailelerinden bir tanesi. İstanbul'a önemli katkıları olmuş. Mesela, kente ilk modern belediyeciliğin başlamasında ve bunun için Beyoğlu'nun pilot bölge seçilmesinde rol oynamışlar. Bugünkü 6. Daire olarak billinen Beyoğlu Belediyesi'nin oluşmasında maddi ve manevi destekleri var. Tabii Galata civarında bir çok işhanları ve konutları var. İsimlerine bakılırsa, İspanya kökenli (Ca'mondo (casa ve mondo sözcüklerinden türetilmiş)  ="dünya evi" gibi bir anlama geliyor)oldukları anlaşılıyor. Bir çok sürgün yahudi ailesi gibi, önce Venedik'te bir müddet soluklanıp, sonra kentimize teşrif etmişler. Dedeleri tellal yani çığırtkan imiş. İlk olarak Ortaköy'e yerleşmişler. Sonradan ailenin diğer üyeleri para ticaretine başlayınca, esasen Eşkenaz yahudilerin rağbet ettikleri Galata civarında konumlanmışlar. Biz popüler olarak bu aileyi resimde görülen merdivenleri dolayısıyla bilmekteyiz. Bu merdivenler banker Abraham Salomon beyin ilk çocuğu dünyaya geldiğinde, iniş çıkış kolay olsun diye yaptırılmış. Aile iş yerlerine yakınlığı dolayısıyla aynı mahalde oturmayı tercih etmiştir. Yahudilerde böyle bir eğilim olduğun biliyoruz. Hatta Avrupa'da ve burada da dükkanlarının arkasında veya üst katlarında oturan çok sayıda esnaf ya da tüccar aile olduğunu biliyoruz. Neyse lafı uzatmayalım.Bu ailenin Galata'da şimdi Galata Residence Hotel olan apartımanda oturmuş olduğunu, sonra Serdar-ı Ekrem sokağında meşhur Doğan Apartımanı'nın sırasında bulunan Kamondo Apartımanı'nda ikamet etmiş olduklarını bilmekteyiz (Burası da sonra han olmuş. Bir çok banker ofisi bu binadaymış.Ancak 50'lerden itibaren tekrar mesken olarak kullanılmaya başlanmış. Hatta A.Dino bir süre bu binada oturmuş. O sıralarda bir çok ünlü yazar ve sanatçı arkadaşı bu eve gelip, zaman zaman kalırlarmış). Şimdiki Galata Residence Hotel, ki hemen Göz Hastanesi'nin yakınındadır,  sonradan bir süre özel yahudi lisesi olarak faaliyet göstermiş, ondan sonra da bulunduğu sokağın adını alarak, Felek Han olmuştu. Oradaki binaları sonra sizler için resimleyeceğim. Aynı yerde, başka önemli binalar ya da mekanlar da var.

Yeni Osmanlı Merkez Bankası kurulduğu vakit (1892), banker aile Osmanlı devletini yolma işini, tamamen Fransız sermayesine bırakmamak için, bugünlerde boşaltılmış olan, eski Genel Sigorta binasını inşa ettirip aynı Genel Sigorta adı altında bankerlik faaliyetlerine hız vermişlerdi. Tabii başka bir çok ünlü ortakla beraber. Genel Sigota binasının resmini görüyorsunuz. Osmanlıca yazıda da (demek ki o zaman "sigorta" sözcüğü kullanılmadığı için, italyanca ad, osmanlıca   "sikuraçione jeneral hanı" olarak telafuz edilerek yazılmıştır.  

Bu Kamondo ailesi Cumhuriyet'ten sonra yavaş yavaş Fransa'ya yerleşir. Orada da ünlü bir aile olur. Kültür ve ekonomi hayatına önemli katkılarda bulunur. Paris merkezinde Camondo adıyla anılan müze ve konser salonu bile vardır. Gelgelelim, 2.D.Savaşı sırasında Naziler Paris'e girince ailenin son kalan fertlerinden bazısı, ne yazık ki,  yahudi toplama kamplarında can verirler. 

Şimdi yeniden Zulfaris Sinagogu'na dönelim. Burası bir süredir (500.yıl etkinlikleri kapsamında) müze olarak kullanılmaktadır. Pztesi-perşembe günleri saat 10-16 arasında ziyaret edilebiliyor. Hafta sonları saat 10 ve 14 arası açıktır. Giriş tam 10 ytl, öğrenci 3 ytl. Bu sinagogun Voyvoda caddesinin bir blok altında bulunduğunu söylemiştim.
Kemeraltı'ndan Zülfaris Sinagogu (çatısı üçgen olan yapı) .Sağ başta ışıklandırılmış bina Doyçe  Bank Oryantal, onun solunda Kemeraltı'nı dik kesen  cadde Voyvoda Caddesi.

Zülfaris Sinagogu arka cephesi Kemeraltı Caddesi'ne bakıyor

Caddenin bir blog üstünde de pek bilinmeyen, benim yıllarca hep kapalı gördüğüm, daha küçük bir Eşkenaz sinangogu daha var. Şimdi sergi salonu olarak düzenlenmiş. Halk arasındaki adı, Terziler Sinagogu (ya da Almanca resmi adıyla Schneider(terziler)tempel (tapınağı). Bilindiği gibi, Eşkanazlar ilk olarak Osmanlı topraklarına 14 yy gibi erken bir zamanda göç etmeye başlamışlar. Ama 20 yy başlarında bu göç giderek artmış. Tabii ana yerleşkeleri Galata ve civarı. Burada kendi ibadet yerlerini kurmuşlar. Eşkanazlar genel olarak terziydiler. Sarayın önde gelen terzileri hep eşkenaz yahudileriydi. Sinagog bu terzilerin ortak girişimiyle 1894 yılında kurulmuş. Sonra  buralara geri döneceğiz.

Zülfaris sinagogu önden

Sinagog Müze olduktan sonra içi

Zülfarsi Sinagogu yüksek girişi

Zülfaris karşısında Cemaat Han giriş kapısı

Cemaat han

500.yıl anısına Müze girişindeki Arditi' ye ait heykel
Zülfaris sokağında Sinagogun karşısındaki Cemaat Han'ı çirkinleştiren inşaat
Civarda gezinirken buraların Menderes zanmanında yıkımlar yapılmadan önceki halini gözümde, eski resimleri canlandırarak düşündüm. Şimdi Necatibey caddesi köşesinde bulunan eski Türk Ticaret Bankası binası  ve  şimdi Finansbank olan binanın yerinde ahşap bir mescit var. Mimarı büyük D'Aronco.  Yıkılmış. Tersane  Caddesi başından Voyvoda Caddesi önüne kadar çıkan şimdi adı Haraççı Ali Sokağı olarak çağrılan  Domuz Sokağı  da buradaymış.Yani Zülfaris Sinagog'unun arka yüzü bu sokağa bakıyormuş. (Koçu'nun ansiklopedisinde  Kasaplar Sokağı olarak anılan yer kısmen bu güzergâhla çakışıyor. Demek ki o civarda yoğun bir kasaplık faaliyeti varmış. Domuz kesimi de buna dahil olsa gerek. Kimi bilgilere göre, sokak ismini hıristiyan tebaa için domuz kesimi yapılan bir tür küçük çaplı bir -mezbahanenin bu sokakta bulunmasından alıyor. Bu sokak 58'teki yıkımdan kurtulamamış.  Son olarak, Zulfaris Sinagog'unda  evlenmiş olanlardan bazı cemaat mensuplarının resimleri var. En ilgimi çeken fotografi, İshak Alaton'un daha 7-8 yaşlarındayken, yaşıtı bir kızla evlelilik resmi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder